Babam geçen Salı sabahı aniden vefat etti

Üzerinde lacivert Murat 124 vardı. Dünyam bir kez daha yıkıldı. Yol kenarında Nermin’i gördüm. Elinde kalın bir zarf vardı; parayı çantasına sıkıştırıyordu. “Nermin! Ne yaptın sen?” diye bağırdım. Soğukkanlı bir ifadeyle omuz silkti. “Sattım. 200 bin liraya verdim. Bana güvence olacak. Ben eşini kaybetmiş bir kadınım.” 200 bin lira mı? O araba koleksiyonluktu. Değeri bunun birkaç katıydı. Ama mesele para değildi. Babamın toprağı kurumadan anılarını satmıştı. Tam o sırada yanımıza gri bir sedan yanaştı. İçinden telaşlı bir adam indi. Elinde tozlu, şeffaf bir plastik poşet vardı. “Affedersiniz!” dedi nefes nefese. “Aracı nakliyeye hazırlarken stepne yuvasını kontrol ediyorduk. Bunu bulduk. Patronum, aile görmeden içimize sinmedi.” Nermin alaycı bir kahkaha attı. “Eski bez parçasıdır.” Poşeti hışımla açtı. İçinden kalın bir zarf ve küçük bir metal kutu çıktı. Zarfın üzerinde el yazısıyla şunlar yazıyordu: “Nermin, seni çok iyi tanıyorum. Bu yüzden senin için küçük bir sürpriz hazırladım.” Nermin’in yüzü bir anda bembeyaz oldu. Ellerim titreyerek zarfı aldım ve içindeki mektubu çıkardım. Babamın el yazısıydı ....
Reklamlar