Günler ilerledikçe, adamın en çok dikkatini çeken şey, sabahları üzerine çöken o bitmek bilmeyen yorgunluğun yerini tarif edilemez bir dinçliğe bırakması oldu. Kan dolaşımındaki direncin kırılması ve damarların esneklik kazanmasıyla birlikte, hücrelere giden oksijen miktarındaki artış aynadaki yansımasına bile yansıdı. Cildindeki o donuk ve solgun renk, yerini sağlıklı bir parıltıya bırakırken; bağışıklık sisteminin ulaştığı o çelikten kale kıvamı, çevresindeki herkesin mevsimsel hastalıklara yakalandığı dönemde onu tek başına ayakta tutmayı başardı. Ancak asıl mucize, sindirim sisteminin en ücra köşelerinde gerçekleşen o büyük temizlik operasyonundaydı. Aç karnına tüketilen o tek dişin yarattığı etki, bağırsak florasını istila eden zararlı bakterilerin temizlenmesiyle birleştiğinde, adamın iştah dengesi ve metabolizma hızı daha önce hiç olmadığı kadar düzene girdi. Şişkinlik hissinin tamamen kaybolması ve yemeklerden sonra yaşanan o ağırlaşma halinin son bulması, hayat kalitesini zirveye taşıdı.