63 Yıllık Evlilik… Vefatından Sonraki

Mehmet’le 1962 yılının Sevgililer Günü’nde nişanlandık.

Üniversite yurdunda, küçük bir masada titreyen mum ışığında bana uzattığı ilk gül hâlâ hafızamda capcanlı. O gün bir söz verdi:

“Bu günü unutursam kalbim dursun.”

63 yıl boyunca o sözü tuttu.
Her Sevgililer Günü çiçek getirdi. Bazen papatya, bazen karanfil, bazen kırmızı güller… Ama asla eli boş gelmedi.

Geçen sonbaharda kalbi gerçekten durdu.

Onsuz geçirdiğim ilk Sevgililer Günü’nde evin sessizliği ağırdı. Karşımdaki sandalye boştu. Masada tek kişilik tabak vardı.

Kapı birden çaldı.

Açtığımda kimse yoktu. Ama eşikte bir buket kırmızı gül duruyordu.

Ve sapına iliştirilmiş bir zarf.

El yazısını tanıdığım an dizlerim titredi.

“Sevgilim,” diye başlıyordu.

“Eğer bunu okuyorsan artık yanında değilim. Sana yıllarca sakladığım bir şey var. Bu anahtar bir daireye ait. Gitmeni istiyorum. Gerçeği ancak orada anlayacaksın. Beni affetmeni umuyorum.”

Anahtar avucumda ağırlaştı.

Altmış üç yıl boyunca her şeyi paylaşmıştık.
Peki benden ne saklamıştı?

Ertesi gün verilen adrese gittim.

Eski bir semtte, yıpranmış bir apartman.
İkinci kat. 7 numara.

Anahtarı kilide sokarken kalbim deli gibi atıyordu.

Kapı açıldı.

Ve gördüklerim karşısında donakaldım.

Duvarlarda fotoğraflar vardı.

Hepsi bendim.

Gençliğim… öğretmenlik hayalim… çocuklarımızın doğumu… Ama bazı kareleri hiç hatırlamıyordum.

Sanki uzaktan, benim fark etmediğim anlarda çekilmişti.

Masada düzenli klasörler duruyordu.

Ve her şey o klasörleri açtığımda değişti…
Reklamlar