Ama benim asıl istediğim yalnızca evi geri almak değildi.
Berk’in gerçeği öğrenmesini istiyordum.
Rıza onun iş seyahatinden dönmesini beklememizi önerdi.
Birkaç gün sonra Berk eve geldi.
O akşam Seda’yı aradı.
“Annem nasıl?” diye sordu.
Seda’nın sesini hoparlörden duyamasam da Rıza’nın yüzünden ne söylediğini anlayabiliyordum.
“Gayet iyi. Huzurevinde çok mutlu.”
Berk bir süre sustu.
“Onu görmek istiyorum.”
Seda’nın sesi bu kez daha sertti.
“Şimdi gitmenin anlamı yok. Doktorlar dinlenmesi gerektiğini söyledi.”
Tam o sırada Rıza telefonu kapattı.
“Artık yeter.”
Ertesi sabah Berk huzurevine geldi.
Kapıdan içeri girdiğinde beni görünce olduğu yerde kaldı.
“Anne?”
Ben hiçbir şey söylemedim.
Bana doğru birkaç adım attı.
“Ne oldu sana? Seda seni buraya getirdiğini söyledi ama…”
“Beni buraya sen mi gönderdin, Berk?”
Başını öne eğdi.
“Ben… Seda söylediklerini anlattığında gerçekten endişelendim.”
“Peki beni neden bir kez bile aramadın?”
“İş seyahatindeydim.”
“Annen huzurevine bırakılmış, sen ise günlerce aramamışsın.”
Berk’in gözleri doldu.
“Anne, sana zarar gelmesini istemedim.”
“Bana zarar veren kimdi biliyor musun?”
Çantamdan dosyayı çıkardım ve önüne bıraktım.
Berk belgeleri gördü.
Sonra güvenlik görüntülerini izledi.
Seda’nın yöneticinin cebine para koyduğu anı gördüğünde yüzünün rengi değişti.
“Bu… bu gerçek olamaz.”
“Keşke olmasaydı.”
Ardından ses kaydını dinlettik.
Seda’nın kendi sesi odada yankılandı.
Berk başını ellerinin arasına aldı.
“Ben ona inandım.”
“Evet,” dedim. “Çünkü inanmak, bazen gerçeği görmekten daha kolaydır.”
Berk gözyaşlarını sildi.
“Anne, senden özür dilemeye hakkım bile yok.”
“Özür dilemek kolay. Asıl mesele bundan sonra ne yapacağın.”
O sırada Seda içeri girdi.
Berk’e baktı, sonra bana.
“Burada ne oluyor?”
Berk ayağa kalktı.
“Bana yalan söyledin.”
Seda’nın yüzü bembeyaz oldu.
“Berk, açıklayabilirim.”
“Annemin aklının yerinde olmadığını söyledin. Çocuğumuzu tehlikeye attığını söyledin. Onu buraya bırakmak için para verdin.”
Seda geri çekildi.
“Ben sadece evi korumaya çalışıyordum.”
“Hayır,” dedim. “Sen evi değil, kendini korumaya çalışıyordun.”