Üzerine, maddi imkânsızlıklar yüzünden eğitimini bırakmak zorunda kalan gençlere burs sağlayan küçük bir vakıf kurdum.
Vakfın girişindeki tabelada tek bir cümle yazıyor:
"Her ağrıyan kas buna değdi... Babamın Böceği için."
Her yıl burs kazanan öğrencilerle buluştuğumda babamın yıpranmış botlarını cam bir vitrinin içinde görüyorum.
Kimse onların neden sergilendiğini bilmiyor.
Ama ben biliyorum.
O botlar yalnızca bir işçinin ayakkabıları değildi.
Bir babanın yarım kalan hayallerinin, sessiz fedakârlığının ve evladına duyduğu sonsuz sevginin en büyük kanıtıydı.
Ve o gün anladım ki insanı gerçekten zengin yapan şey, geride bıraktığı para değil; uğruna hiç düşünmeden vazgeçtiği hayallermiş.