Sonra bir gün hayatıma Emir girdi.
Emir, Körfez ülkelerinden birinde yaşayan, ailesinin büyük yatırımlarını yöneten kırk yaşında bir milyonerdi. Onu ilk gördüğümde servetinden habersizdim. Bir otelin terasında tek başına oturuyor, önündeki kahveye dalmış düşünüyordu.
Yanından geçerken çantamın askısı sandalyeye takıldı ve elimdeki kahve doğrudan onun gömleğine döküldü.
Yüzüm kıpkırmızı olmuştu.
“Çok özür dilerim. Gerçekten bilerek yapmadım.”
Emir önce gömleğine baktı, sonra yüzüme.
Ve gülümsedi.Belli oluyor. Çünkü bunu bilerek yapan biri bu kadar korkmazdı.”
O günden sonra tesadüfler peşimizi bırakmadı.