Babamın mesleği nedeniyle düğünümde istenmedi, ama söyledikleri herkesi susturdu

Babam mikrofona biraz daha yaklaştı. Ellerinin titrediğini fark ediyordum ama sesi sakindi. Salonda öyle bir sessizlik vardı ki, sandalyelerin gıcırtısı bile duyuluyordu.

“Evet,” dedi, “ben çöp topladım. Çünkü bu iş bana haram lokma yedirmedi.”

Bir an durdu, gözleri salondaki insanları dolaştı.

“Kimsenin malında, parasında gözüm olmadı. Kızımın rızkını kendi emeğimle kazandım. Eve her döndüğümde yorgundum ama başım diktir.”

Salonda bazı yüzler yere bakmaya başladı.

“Ben kızımı büyütürken ona şunu öğrettim: İnsanları mesleklerine göre değil, kalplerine göre değerlendirin.”

Sonra Emre’ye döndü.

“Oğlunuza gelince… Kızımı seviyor, onu incitmiyor ve arkasında duruyorsa, benim için yeterlidir. Gerisi gösteriştir.”

Babam mikrofonu yavaşça yerine bıraktı.

Kimse alkışlamadı. Çünkü o an alkıştan daha ağır bir şey vardı: utanma.

Emre’nin annesi ve babası ilk kez gözlerime baktı. Ne kibir vardı ne de soğukluk. Sadece sessizlik.

Bir süre sonra Emre’nin annesi ayağa kalktı, babama doğru yürüdü ve kısık bir sesle şunu söyledi:

“Yanılmışız.”

Babam sadece başını salladı.

O gün anladım ki;
onur, pahalı elbiselerde değil, emeğin içinde saklıdır.
Ve bazı insanlar bir salona süs olmaya değil, ders vermeye gelir.
Reklamlar
18 Ocak 2026
Reklamlar