Bunun nedeni; kumrular, asla eş değiştirmezlermiş. Her ne şartta olursa olsun hiçbir kumru, hiçbir süre başka bir kuşun yuvasına girmezmiş.
Kumrular, içinde varvarolduğu şartlara her süre uyum gösterirlermiş, eşine de asla kötü davranmaz ve ondan başkasına da âşık olmazlarmış.
Kumruların eşlerine bağlılıkları destansı bir sevda imiş. Eşlerden biri ölecek olsa, kalan eş yaşam boyu başkasıyla eşleşmezmiş. Bir vesileyle birbirini kayıp etse ya da biri ölse başka bir kumruya da gönül vermez eşinin yaşam boyu ayrılığının yasını tutar mutsuz bir yaşam sürermiş.
Biz insanlar gibi evlilik suretiyle ev araba yatak yorgan mobilya derdine düşmez birkaç dal parçasıyla basit bir yuva yaparlarmış. Senede iki yumurta yumurtlayıp aşağı yukarıya 15 gün kuluçka döneminin ardından yavrular, yumurtadan çıktıktan 18 gün sonra uçarlarmış.
Kumruların ömrünün ortalama bir yıl olması nedeniyle bir defada sadece iki yavru yaparak onları besleyip büyüterek bir yaşam sürerlermiş.
Kumruların birbiriyle tanışması “guguk” ötüşüyle başlayıp erkek dişiyi takip eder ve çiftleşme başlarmış. Ondan sonra da bir daha birbirlerinin yanından ayrılmazlarmış. Aşklarının ürünü olan yavrularını, güvercin sütü denilen bir salgıyla gagadan gagaya aktararak beslerlermiş.
Kumruların yuvalarını ıssız olmayan ve insanlara yakın yerlere kurmasının sırrını da yaşadığım olaydan anladım.