Bir aylık iş seyahatinden sonra nihayet evime dönmüştüm. Yolculuğun yorgunluğu üzerimdeydi ama eve yaklaşırken içimde garip bir heyecan vardı. Kapıyı açar açmaz Zeynep karşımda belirdi. Bana sımsıkı sarıldı, neredeyse nefes alamayacak kadar güçlü bir şekilde… O an onun bu özlemini hissetmek güzeldi, ben de kollarımı ona doladım. Ama sarılışının içinde başka bir şey daha vardı sanki. Bir telaş, bir tedirginlik… Gözleri kısa bir anlığına kaçtı, yüzünde zoraki bir gülümseme belirdi. “Haydi yatak odasına gidelim,” dedi aceleyle. “Seni öyle özledim ki, Murat…” Sesi samimi geliyordu ama bir şeyler farklıydı. Normalde uzun uzun sohbet eder, eve dönüşümü kutlardık. Şimdi ise sanki bir an önce beni odanın içine çekmek istiyor gibiydi. Bu acelecilik dikkatimi çekti, fakat yorgunluğun ve kavuşmanın heyecanıyla üzerinde fazla durmadım. Zeynep elimi tuttu. Parmağındaki yüzük, avuç içime buz gibi değdi. Neden bu kadar soğuktu, anlam veremedim. Koridordan geçerken onun adımlarında bir acelecilik vardı; neredeyse beni sürükler gibiydi. Yatak odasının kapısına vardığımızda kalbim bir anlığına hızlandı. İçimde tarif edemediğim bir sıkışma hissettim. Zeynep kapıyı açarken eli titriyordu, bunu saklamaya çalıştı ama gözümden kaçmadı. Kapı aralandığında odanın içinden yayılan bir koku yüzüme çarptı. Bu koku yabancı değildi… tam tersine fazlasıyla tanıdıktı…. Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisniz..
Kapı aralandığında odanın içinden yayılan koku yüzüme çarptı. Bu koku yabancı değildi… tam tersine fazlasıyla tanıdıktı.
O an içimde bir uğultu başladı. Aklıma tek bir isim geliyordu ama bunu düşünmek bile istemedim. O koku, yıllardır yan yana olduğum, bana en yakın insanlardan birine aitti.
“Haydi içeri gir,” dedi Zeynep, sesindeki heyecanı saklamaya çalışarak. Dudaklarının kenarında yapay bir gülümseme vardı. Beden dili, bana yaklaşırken bile huzursuzdu; gözleri sürekli kaçıyordu.
Odaya adımımı attığımda kalbim hızla çarpmaya başladı. Yatak odasında her şey düzenliydi ama fazlasıyla düzenli… sanki dakikalar önce aceleyle toparlanmış gibiydi. Nevresimler yeni serilmiş, masa üzerindeki eşyalar gelişigüzel yerleştirilmişti.
Zeynep’in elleri titriyordu. Bana sarılmak isterken kolunu hızla geri çekti. O an göz göze geldik. İçinde gizlemeye çalıştığı bir korku vardı.
Ben hiçbir şey söylemedim. Sadece etrafa bakındım. İçimdeki huzursuzluk, artık inkâr edemeyeceğim kadar büyüyordu. Çünkü burnuma gelen o tanıdık koku hâlâ odanın içinde asılıydı… ve bu koku bana en yakın dostum Serkan’a aitti.
İçimde buz gibi bir soğukluk yayıldı. Henüz emin değildim ama kalbim bana çoktan cevabı vermişti.