Ben 60 yaşındayım. Bir gün doktora gittim, karnımda bir gariplik vardı. Test yaptılar… İki çizgi çıktı. Şaşkınlıktan gözlerime inanamadım. O an dizlerim titredi, ağladım. “Bu nasıl olur?” dedim. Ama içimden bir ses, “Bu bir mucize” diyordu. Yıllarca çocuk sahibi olmayı hayal ettim. Doktorlar hep, “Olmaz, senin çocuğun olmaz” dediler. Umudumu kaybetmiştim. Ama kader başka yazmış demek ki. Karnım büyümeye başlayınca inancım daha da arttı. Her gün karnımı okşadım, bebeğimle konuştum. Ona ninniler söyledim, hayaller kurdum. Kucağıma alacağım günü bekledim. Eşim, akrabalar, herkes kaygılıydı. “Bu yaşta doğum riskli” diyorlardı. Ama ben kulak asmadım. Yıllardır beklediğim şey nihayet oluyordu. Dokuz ay nasıl geçti anlamadım. Sonunda o gün geldi. Hastaneye girdim, karnımı tutuyordum. Genç doktora gülümseyerek, — Sanırım zamanım geldi, dedim. Doktor önce bana dikkatlice baktı, sonra yüzü değişti. Yatmamı istedi. Muayene etti, ama birden rengi bembeyaz oldu. Hemen başka doktorlar çağırdı. Hepsi başucumda fısıldaşıyor, yüzüme tuhaf bakışlarla bakıyordu. Ve sonunda biri bana döndü: — Hanımefendi… Üzgünüm ama… doktorunuz ne düşünüyordu? Kalbim yerinden çıkacak gibiydi… (Haberin devamini görmek ve okumak için resmin üzerine
Doktorun yüzündeki o ifadeyi hiç unutmam. Dudakları titriyordu. Yanımdaki hemşire bana bakmamaya çalışıyordu. İçimde bir korku yükseldi.
— Ne oluyor, dedim. Çocuğuma bir şey mi oldu?
Doktor derin bir nefes aldı.
— Hanımefendi… size söylemesi çok zor… ama ortada bir bebek yok.
Bir an beynimden vurulmuşa döndüm.
— Nasıl yani? Ben dokuz aydır karnımda hissediyorum, hareket ediyor gibi… geceleri konuşuyorum… Her şey yalan mıydı?
Doktor başını eğdi.
— Sizi anlamak çok güç değil. Yıllardır çocuk hasreti çekmişsiniz. Bedeniniz, zihniniz… hepsi bir oyuna gelmiş. Bu tıpta çok nadir olur. “Yalancı gebelik” diyoruz biz buna. Vücudunuz hamilelik belirtilerini aynen yaşatmış… ama ortada hiç bebek olmamış.
O an içimdeki tüm ışık söndü. Sanki biri kalbime hançer sapladı. Ellerimi karnıma bastırdım, yıllardır beklediğim yavrumun boşluğunu hissettim. O koca karın… meğer umutla şişmiş bir yanılsamaymış.
Gözyaşlarım aktı, bağırmak istedim ama sesim çıkmadı.
— Ben… ben annelik sevinci yaşadım. Gece gündüz onunla konuştum. Peki ben neye sarılıyordum?
Doktor bana yaklaşarak sessizce,
— Siz aslında anne oldunuz, dedi. İçinizde yıllarca büyüttüğünüz sevgi var. Onu görmediğiniz çocuğunuza verdiniz. Ama şimdi kendinize vermeniz gerek.
O an anladım ki bazen mucizeler, bizim düşündüğümüz gibi olmazmış. Benim mucizem, kalbimdeydi. Çocuğum doğmamıştı belki ama ben, yıllarca anneliğin ne demek olduğunu yaşamıştım.
Hastane odasında yalnız kalınca karnımı okşadım, son kez fısıldadım:
— Seni görmedim yavrum… ama içimde büyüdün. Sen hep benim kalbimde yaşayacaksın.
Gözlerimden yaşlar süzülürken, ilk defa öyle derin bir sessizlik hissettim ki… İşte gerçek doğum, belki de o anda olmuştu.