Havuzda Torunlarımla Aşağılanmıştım


Ahmet bunun özel bir ödül olduğunu sanarak gururla paketi açtı.

Kutunun içinden eski bir gazete haberi ve yıllar önce yazılmış bir mektup çıktı.

Haberde genç Ahmet’in, anne veya babasını kaybetmiş torunlarına bakan büyükannelere destek olmak amacıyla kurduğu yardım vakfı anlatılıyordu. Fotoğrafta yaşlı bir kadın ve iki küçük çocukla birlikte gülümsüyordu.

Tarık mektubu açarak yüksek sesle okudu:

“Allah, Ahmet Bey’in torunlarını büyüten büyükanneleri hiçbir zaman unutmamasını nasip etsin.”

Bir anda herkes sessizleşti.

Ahmet’in yüzü bembeyaz oldu. Ellerindeki çerçeve titriyordu.

“Bu çok eski bir olay.” diyebildi.

Tarık ise sakin bir şekilde, “Evet efendim. Biz de bunu fark ettik.” diye cevap verdi.

Pelin yanlarına gelerek Ahmet’e otelden ayrılmasını istedi.

“Çalışanlarımız bu hanımefendiye nasıl davrandığınızı gördü. Oysa siz yıllar önce tam da onun gibi insanların yanında olmanızla tanınıyordunuz.”

Ahmet söyleyecek söz bulamadı. Sessizce eşyalarını toplayıp herkesin bakışları arasında otelden ayrıldı.

Pelin daha sonra Fatma’nın yanına gelerek yaşananlar için içtenlikle özür diledi. Günlük giriş ücretlerini, yemekleri ve gölgelikli dinlenme alanını otelin karşılayacağını söyledi. Fatma önce kabul etmek istemedi. Ancak Pelin bunun bir yardım değil, büyük bir emek ve fedakârlığa duyulan saygı olduğunu ifade etti.

Günün geri kalanında her şey değişti. Duru defalarca su kaydırağından kaydı, Sena yüzmeyi öğrenmeye başladı, Elif ise huzur içinde uyudu. Diğer misafirler de Fatma’ya destek oldu. Yaşlı bir çift çocuklara dondurma ısmarladı, başka aileler onun ne kadar güçlü bir kadın olduğunu söyleyerek moral verdi.

Akşam eve döndüklerinde çocukların yüzündeki mutluluk bütün yorgunluğunu unutturdu. Duru günün en güzel anlarını kardeşine anlatıyor, Sena yorgunluktan uyuyakalmış, Elif ise beşiğinde huzurla dinleniyordu.
Reklamlar