Solgun mor çiçeklerinin ölülerin ruhuna huzur getireceğine inanılırdı. Eski Yunan’da kekiği cenaze törenlerinde yakarlardı; tapınaklarda tütsü olarak ve evlerde böcekleri savan bir fumigant olarak kullanırlardı. Bu bitkinin cesaret verici özelliği olduğuna da inanılırdı. Kekiğin cins ismi Yunanca’daki “cesaret” ya da “tütsüleme” kelimesinden gelir. Cesaret kısmı kekiğin izini Romalılarla beraber İngiltere’ye kadar sürmüştür. Orta Çağ boyunca kralın maiyetindeki hanımefendiler şövalyelerini kekik dallarıyla bezeli şallarla karşıladılar. Kekiğin tıbbi kullanımı M.S. birinci yüzyıla dayanır. Yunanlılar bu bitkiyi asabiyet için, Romalılar ise melankoli için kullanırlardı. Aynı zamanda bayılanları ve epilepsi nöbeti geçirenleri kekikle uyandırırlardı. Orta Çağ Avrupası’nda ve İngilteresi’nde sindirim problemlerinden romatizmaya ve menstrual şikayetlere kadar her şeyi iyileştirmek için kullanılırdı. Kekik çayı öksürüğe ve gribe karşı içilirdi. Yakın yüzyıllarda sindirim problemleri ve ciğer enfeksiyonları için popüler bir ilaç olarak nam saldı.