İmamın Kızı Diye Yıllarca Benimle Alay Ettiler!


“On sekiz yıl önce, dondurucu bir kış gecesinde, o güldüğünüz adamın görev yaptığı caminin avlusuna incecik bir battaniyeye sarılı bir bebek bırakılmıştı. Morarmış, donmak üzere olan, kimsenin istemediği bir bebek. Sizin o kusursuz, elit ve ‘modern’ dediğiniz dünyanızın acımasızca sokağa attığı bir can… İşte o gece, o bebeği kucağına alan, onu ısıtmak için o alay ettiğiniz cübbesine saran kişi benim babamdı! O, bekâr bir adamken, toplumun tüm önyargılarına göğüs gererek beni evlat edindi. Geceleri ateşim çıktığında sabaha kadar başucumda bekledi. Kendi boğazından kesti, benim okul masraflarımı ödedi. Sizin son model arabalarınız, marka kıyafetleriniz ve kibirle dolu kalpleriniz olabilir. Ama benim babam, merhametiyle bana dünyaları verdi.”

Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken sesimi daha da yükselttim.

“Bana vaaz vermemem için güldünüz ya… Haklısınız, size vaaz vermeyeceğim. Çünkü sevginin, merhametin ve insanlığın ne demek olduğunu bilmeyen taşlaşmış kalplere, kelimeler hiçbir şey anlatamaz. Ben bugün bu okuldan birinci olarak mezun oluyorsam, bu sizin o aşağıladığınız adamın alnının teri, bitmek bilmez fedakârlığı sayesindedir. Sizler belki yarın çok zengin, çok makam sahibi insanlar olacaksınız. Ama inanın bana, hiçbiriniz benim babamın o eski cübbesinin tek bir düğmesi kadar onurlu olamayacaksınız!”
Reklamlar