İlk kez o gün gerçekten ağladım.
Ama bu kez acıdan değil.
Yalnız olmadığımı hissettiğim için.
Ertesi hafta boşanma davasını açtım.
Serkan önce her şeyi inkâr etmeye çalıştı. Sonra barışmak istedi. Ardından defalarca özür diledi.
Hiçbirine cevap vermedim.
Şirket soruşturması sonucunda görevinden çıkarıldı. Hakkında usulsüz harcamalar nedeniyle hukuki süreç başlatıldı.
Buse'nin ise doğumdan birkaç ay önce Serkan'dan ayrıldığını duydum.
Gerçeklerle yüzleşince onun da bütün hayallerinin yıkıldığını öğrenmiştim.
Aradan iki yıl geçti.
Oğlum ilk adımlarını, ilk kelimelerini ve ilk doğum gününü beni gerçekten ailesi gibi gören insanlarla birlikte kutladı.
Kayınpederim hâlâ her hafta bizi ziyarete geliyor.
Bir gün torunumun elini tutarken bana dönüp gülümsedi.
"O gün hastane odasında oğlumu kaybettim." dedi.
"Fakat o gün gerçek bir kız ve gerçek bir torun kazandım."
O an şunu anladım.
İnsan bazen en büyük ihaneti, hayatının en mutlu gününde yaşar.
Ama aynı gün, kimin gerçekten ailesi olduğunu da sonsuza kadar öğrenir.