Ninem vefat etti. Vasiyetinde hiçbirimize miras bırakmamıştı. Onun son yıllarında ona bakmış olan ben bile bu durumu kabullenememiştim. Ev, akrabalar arasında en ufak şeyler için kavga edilen, hak iddialarının sıklıkla dile getirildiği bir savaş alanına dönüşmüştü. Kısa bir süre içinde ailemle olan bağlarım neredeyse kopma noktasına geldi. Buna dayanmak gittikçe zorlaşıyordu. Sonunda, içimdeki sıkıntıdan kurtulmak için evin arka bahçesine çıktım.
Ninemin yıllardır yanından ayırmadığı kedisi Şirin, sallanan sandalyenin tam yanında sessizce oturuyordu. Onu böyle görmek kalbimi kırmıştı; hala sadık, hala bekliyordu. O an gözlerim doldu, ninemin bana hiçbir şey bırakmadığını kabul etmek zor olsa da, bu kediye olan bağlılığı her şeyden daha önemliydi.
Bir süre orada, bahçede durup kediyi izledim. Şirin yalnızca bana bakmakla kalmıyordu, sanki o da bir şeyler bekliyordu. Kafamda bir an belirdi, onunla birlikte eve dönmeliydim. Çünkü yıllarca birlikte yaşadığımız bir ortamda, terkedilmiş bir köşe gibi olan bu bahçede daha fazla kalmak dayanılmaz hale gelmişti.
Eve dönerken kediyi kollarımda taşıdım, akrabalarımın yüksek sesle tartışmalarına göz yumarak içeri girdim. O akşam, kedinin yakalığını ayarlarken bir şeyin ters gittiğini hissettim. Bir anda kedinin bakışları sertleşti ve gözleri bana odaklandı. Tam o anda, yakalığın ipini ters çevirdim ve bir şey gördüm…
Gözlerim büyüdü. Kedinin boynundaki küçük, eski bir anahtar vardı. O anahtarı hiç fark etmemiştim. Şirin, başını kaldırarak bana baktı, o bakışta her şeyin gizlendiğini fark ettim. Ninem, hepimizin fark ettiğinden çok daha zekiydi.
Ve o anahtar, evin her şeyini değiştirecek bir kapının anahtarıydı. Ama hangi kapı? Ne vardı o odada?
Merakım beni adeta yiyordu. Anahtarı almak için bir adım attım, ama o anda kapı aniden çaldı…
Kapı çaldığında içimden bir şey geçiyor, “Bu olmaz,” diye düşünüyordum. Ama yine de kapıyı açmak zorundaydım. Akrabalarım, mirasla ilgili tartışmalarına devam ediyorlardı. Onlara ne diyeceğimi bilemedim. Geriye çekildim ve kapıyı açtım. Karşımdaki kişi, bir avukattı. Elinde büyük bir dosya vardı.
"Merhaba," dedi, "Adım Murat. Ninemin vasiyetini ve bazı düzenlemeleri teslim etmek için geldim."
Şaşkın bir şekilde baktım. "Vasiyet? Ama ninem bize hiçbir şey bırakmadı..."
Murat, derin bir nefes aldı ve "Aslında, her şey daha karmaşık. Nineniz çok zekiydi ve yalnızca gerçek bir sorumluluk sahibi kişiye bırakacak kadar güveniyordu."
Merakım arttı. “Bize hiçbir şey bırakmadı, yani…” dedim.
Murat dosyasını açtı. “Hepimiz bir şeyler bekliyorduk, değil mi?” dedi. “Ama nineniz, kendi gücünü test etti. Siz ve diğer akrabalar... Bazen kaybolmuş bir gizem gibi karşınıza çıkar. İşte o gizemi çözmek için bazı anahtarlar var.”
O anda, içimden bir şeyler kırılmaya başladı. Murat dosyayı önüme koydu ve üstündeki mühürlü belgeyi gösterdi. "Nineniz her zaman bir planı vardı. Hepimizin fark edemeyeceği şekilde.”
Sana miras bırakmadı, ama bu dosyada, kaybolmuş olan bir mirası anlatan belgeler var.devamı sonrki syfda..