entsel dönüşüm uygulamalarına da değinen Tüysüz, bugüne kadar yapılan çalışmaların büyük ölçüde bina yenilemeye odaklandığını, gerçek anlamda bir kentsel dönüşümün ise hayata geçirilmediğini savundu. Kentsel dönüşümün sokakların genişletilmesini, yeşil alanların artırılmasını ve nüfus yoğunluğunun azaltılmasını içermesi gerektiğini belirten Tüysüz, yüksek katlı yapıların ise nüfusu artırarak riski büyüttüğünü dile getirdi.
İstanbul’da yeni yerleşim alanlarının açılmasının deprem riskini daha da artıracağına dikkat çeken Tüysüz, Kanal İstanbul örneğini vererek, bu tür projelerin kente en az 1 milyon kişilik ek nüfus anlamına geldiğini söyledi. Tüysüz, “Nüfusun üzerine 1 milyon kişi daha eklemek, insanları bile isteye afete doğru sürüklemek demektir” sözleriyle uyarılarını yineledi.
Uzmanlara göre Marmara’da beklenen büyük deprem artık bir ihtimal değil, zaman meselesi olarak görülüyor. Bu nedenle İstanbul’un geleceği için bina odaklı değil, nüfusu ve kent dokusunu esas alan kapsamlı bir dönüşümün kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor.