82 yaşındayım.
Bunu söylediğimde insanlar ya şaşırıyor ya da hemen acıma refleksi gösteriyor. Oysa ben hayatım boyunca kimseye muhtaç olmadan yaşadım. Genç yaşta evlendim, eşimle küçük bir dükkân açtık. Gün doğmadan kalktım, gece geç saatlere kadar çalıştım. Emek verdim, birikim yaptım, kimseye el açmadım.
Eşim öldüğünde 54 yaşındaydım. “Yalnız kalamazsın” dediler. Dinlemedim. Ben zaten hayatım boyunca kendime yetmeyi öğrenmiştim.
Yıllar geçti. Çocuklarım büyüdü, evlendi. Torunlarım oldu. Onları ilk kucağıma aldığım günü hâlâ hatırlıyorum. O gün kendi kendime bir söz verdim:
“Bu çocuklar ne isterse yapacağım.”
Belki de hatam tam olarak buydu.
Bayramlar benim için kutsaldı. Günler öncesinden temizlik yapar, baklava açar, en güzel masa örtümü sererdim. Torunlarım kapıdan girdiğinde evim aydınlanırdı.
Ve her bayram… zarflar.
Her birinin içine 20.000 TL koyardım. Söylemezdim, göstermezdim. Onların mutlu olması bana yetiyordu.