Sema’nın bana karşı açık bir düşmanlığı yoktu ama sürekli ince imalarla beni ve nişanlım Mert’i küçümsemeye çalışıyordu.
“Böyle başarılı erkekler bazen rahat bir hayat için evlenir,” derdi.
Bu sözleri her duyduğumda içimde hafif bir öfke yükselirdi. Çünkü Mert zaten kendi şirketini kurmuş, ayakta tutmuş başarılı bir iş insanıydı. Bizim ilişkimiz para ya da çıkar üzerine kurulmamıştı. Birbirimizi gerçekten seviyor ve hayatımızı birlikte kurmak istiyorduk.
Nihayet düğün günümüz geldi.
Baharın sıcak ama hafif rüzgarlı bir günüydü. Düğünümüz tarihi bir nikâh salonunda yapılacaktı. Sabah erkenden hazırlıklar başladı. Gelin odasına girdiğimde kalbim heyecandan hızla atıyordu.
Ama içeri adım attığım anda her şey durdu.
Gelinliğim askıda duruyordu.
Fakat… parçalanmıştı.
Danteller kesilmiş, eteği düzensiz şekilde yırtılmıştı. Birkaç saniye ne gördüğümü bile anlayamadım. Yanımdaki arkadaşlarım panik içinde “Belki taşınırken zarar gördü” gibi şeyler söylüyordu ama içimde bir şey bunun kaza olmadığını söylüyordu.
Salonun koridorlarında güvenlik kameraları vardı. Bu ayrıntıyı sadece organizasyonla ilgilenirken öğrenmiştim.
Kimse fark etmeden görevliye gidip görüntüleri izlemek istediğimi söyledim.
Ekranda birkaç dakika geri sarıldığında gerçek ortaya çıktı.
Koridorda tanıdık bir siluet belirdi.