Yara izlerimi asla görmesin diye


“O öğleden sonra oradaydım Merve,” diye fısıldadı sonunda. “On altı yaşındaydım. Arkadaşlarımla komşunuz olan Mert’i ziyarete gitmiştik.”

İsmi hemen hatırladım. Mert, apartman duvarlarından yüksek sesle müzik dinleyen komşumuzun oğluydu.

“Gerçekten anlamadığımız tehlikeli işler yapan aptal çocuklardık,” diye itiraf etti. Binanın arkasında benzinle uğraştıklarını, birbirlerine meydan okuduklarını anlattı. Sonra kötü bir karar bir kıvılcıma, kimsenin ciddiye almadığı bir sızıntı ise durdurulamaz bir felakete dönüşmüştü.

Bütün çocuklar kaçmıştı. Hepsi. Mert’in ailesi kısa süre sonra taşındı. Kenan ise kaldı ve günler sonra bir gazetede adımı gördü.

“Merve adında bir kız ağır yaralarla kurtuldu,” dedi, yıllar önce okuduğu kelimeleri fısıldayarak. “Bu hep aklımda kaldı.”


Birkaç ay sonra ise Kenan’ın ailesini ve görme yetisini kaybettiği o trafik kazası meydana gelmişti. Yirmi yıl boyunca bu suçluluğu tek başına taşımıştı.

“Neden daha önce söylemedin?” diye sordum.

“Önce o olduğundan emin değildim. Sonra adını söyledin ve korktum. Eğer çok erken söylersem, seni hakkıyla sevmeme fırsat kalmadan beni terk edeceğinden korktum.”

“Seçim hakkımı elimden aldın,” diye fısıldadım. Beni ne kadar yaralayacağını bilmesine rağmen, bizi yeminler ve yüzükler birbirine bağlayana kadar beklemişti. Ceketimi alıp kendimi dışarı attım.

Karar ve Yeni Bir Başlangıç
Eski evimin önüne kadar yürüdüm. Ablamı aradım, on dakika içinde geldi. “Bir yanım ondan nefret etmek istiyor,” dedim her şeyi anlattıktan sonra. “Ama diğer yanım, beni gerçekten görmüş gibi hissettirmesini unutamıyor.”


O gece ablamda kaldım. Sabah olduğunda bir şeyi net biliyordum: Gerçeklerden kaçmak zaten hayatımdan çok şey çalmıştı. Bu kararı da çalmasına izin vermeyecektim.

Kenan’ın dairesine geri döndüm. Kapıyı açtığımda Dost sevinçle üzerime atıldı. Kocam mutfaktaydı.

“Merve, döndün!”
Reklamlar