Takip eden günlerde hatıralar geri döndü; bir zamanlar zararsız görünen küçük detaylar… Kilitli kapılar. Ani öfke patlamaları. Eskiden mantıklı gelmeyen şeyler… Şimdi her şey yerine oturuyordu.
Melis aylar sonra nihayet toprağa verildi. Cenaze kalabalıktı ama bu bir inanç gösterisi değil, bir pişmanlık töreniydi. Bir zamanlar varsayımlarda bulunan insanlar şimdi sessizce duruyordu.
Gökhan tören boyunca ağlamadı. Daha sonra, mezarlıkta annesinin mezara doğru fısıldadığını duyduğunda ağladı:
“Seni orada bıraktığım için beni affet.”
En derin yara buydu; sadece yapılanlar değil, geride kalan suçluluk duygusu.