Düğünün ertesi sabahı

“Kimin verdiğini biliyor musunuz?”

Doktor cevap vermedi.

Emre geri döndü.

Koridorun sonunda Fatma Hanım başı eğik duruyordu.

Ve o an Emre, gerçeğin henüz bitmediğini anladı.

BÖLÜM 3

Emre yavaşça annesi Fatma Hanım’a doğru yürüdü. Adımlarında bağırmaya yetmeyen bir öfke değil, insanı içten içe çökerten bir kırılma vardı.

—Anne… Elif’e ne verdin?

Fatma Hanım’ın gözleri kıpkırmızıydı. Gece boyunca ağlamaktan yüzü yorgun düşmüştü.

—Ben… sadece birkaç hap verdim.

—Hangi haplar?

—Komşu Misra Hanım verdi. Kadınların halsizliğine iyi geliyormuş dedi. Vitaminmiş, hormonmuş… Düğün işi ağırdır diye düşündüm. Elif de sürekli başım dönüyor diyordu. Biraz güçlensin, evi toparlasın istedim.

Emre duvara yumruğunu vurdu.

—Doktora sormadan mı verdin?

—Hamile olduğunu bilmiyordum.

—Ama hasta olduğunu biliyordun!

Fatma Hanım’ın sesi titredi.

—Genç kızlar çabuk yoruluyor sandım… Biraz sertlik gerekir diye düşündüm.

—Sertlik mi? Anne, o ölebilirdi.

O kelime koridorun havasını kesti.

Tam o sırada arkadan sert bir ses duyuldu:

—Ve ölseydi ne diyecektin? Gelin zayıftı mı?

Zeynep Hanım oradaydı. Üzerinde aceleyle giyilmiş sade bir elbise, gözlerinde uykusuzluk değil sadece öfke ve acı vardı. Gece boyunca Ankara’dan İstanbul’a otobüsle gelmişti. Elinde Elif’in eski sağlık dosyası vardı.

—Kızım çok şey atlattı Fatma Hanım. Daha önce iki kez düşük yaptı. Her seferinde kendini suçladı. Bu kez yeni bir hayat umuyordu. Ama siz onu insan yerine koymadınız.

Fatma Hanım başını eğdi.
Reklamlar