Dokuz yıldır görmediği —veya çevresindeki kimsenin anmasına bile izin vermediği— o isim.
İsmin hemen altında, Gümüşhane’nin ücra bir dağ köyünde, navigasyonun bile tanımakta tereddüt edeceği kadar izole bir adres yazılıydı.
Cihan, tüm hayatını bu geçmişten kaçmak üzerine kurmuştu. O kasabadan, her şeyin paramparça olduğu o günden kaçmak için… Ona bağırdığı, onu aşağıladığı, malikanesinden dışarı attığı ve sanki bir kitabın kapağını kapatır gibi kapıyı yüzüne çarptığı o günden.
Ancak mektupta hiçbir suçlama yoktu. Bir acı ya da öfke de yoktu. Sadece bir konum.
Sanki geçmiş, en sonunda gelip kapıyı çalmaya karar vermiş gibiydi.