Orada yetmişli yaşlarında, güler yüzlü bir adamla tanıştım. Adı Kemal’di.
Kemal Bey her sabah bahçedeki çiçeklerle ilgileniyordu. Elindeki küçük makasla kuruyan dalları kesiyor, sonra çiçekleri suluyordu.
“Çiçeklerle konuşuyor musunuz?” diye sordum.
Gülümsedi.
“Bazen insanlar dinlemiyor. Çiçekler hiç olmazsa susup dinliyor.”
İlk kez uzun zamandır içtenlikle güldüm.
Günler geçtikçe Kemal Bey ile yakın arkadaş olduk. Kahvaltılarda sohbet ediyor, bahçede yürüyüş yapıyor, eski günlerimizi birbirimize anlatıyorduk. Onun da çocukları vardı ama onlar da nadiren arıyordu.