Eşim Emre ve ben, 18 aylık ikizlerimiz Asya ve Furkan ile geçen ay Antalya’ya uçtuk. Bu, onların büyük “dede ve babaanne ziyareti” olacaktı.
Geçen ay, eşim Emre ve 18 aylık ikizlerimiz Asya ile Furkan’la birlikte Antalya’ya uçtuk. Bu, çocukların uzun zamandır heyecanla beklenen “dede ve babaanne ziyareti”ydi. Kayınpederim torunlarına âşıktır; neredeyse her akşam görüntülü arar, “Benim aslanlarım ne yapıyor?” diye sorar. Bu yüzden bu ziyaret onun için küçük bir bayram gibiydi.
Ama daha yolculuk başlamadan sinirlerim gerilmişti.Havalimanı tam anlamıyla bir keşmekeşti. Bir elimde bebek çantası, omzumda sırt çantası, önümde puset, arkada iki hareketli çocuk… Daha güvenlik sırasındayken ter içinde kalmıştım. Asya kemerini çıkarmak istemiyor, Furkan pusetten inmeye çalışıyordu. Emre yanımdaydı ama aklı başka yerde gibiydi.
Tam kapıya yaklaşmıştık ki, “Bir şeyi hızlıca kontrol edeceğim,” dedi.
O an hiçbir şey düşünmedim. Çocukların pasaportları, biniş kartları derken zaten zihnim doluydu. Birkaç dakika sonra geri geldi. Biniş kartı cihazdan “bip” diye geçmişti.
Yanağımdan öptü.
“Hayatım, öbür tarafta görüşürüz. Business’a geçiyorum. Çocuklarla idare edersin, değil mi? Benim de dinlenmeye ihtiyacım var.”
Fatih Aydın nasıl yaşamdan koptu
Erdoğan'ın açıklaması gerçekleri ortaya çıkardı.
18 aylık ikizlerimiz Asya ve Furkan