63 Yıllık Evlilik… Vefatından Sonraki

1 / 2
Klasörlerde banka dekontları vardı.

Düzenli yatırılmış bağışlar.

Aynı merkeze.

Tam 30 yıl boyunca.

“Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi.”

Altında Mehmet’in imzası.

Evliliğimizin üçüncü yılında öğretmenlik yapmayı çok istemiştim. Özellikle özel eğitime ihtiyacı olan çocuklarla çalışmayı hayal ediyordum.

Ama maddi şartlar yüzünden vazgeçmiştim.

En alttaki çekmecede bir mektup buldum.

“Sevgilim,

Evliliğimizin üçüncü yılında doktora gittiğim günü hatırlıyor musun? Sana basit bir yorgunluk demiştim. Oysa kalbimde ileride ciddi sorunlara yol açabilecek bir rahatsızlık olduğunu öğrenmiştim.

Seni yarı yolda bırakmaktan korktum.

Bu daireyi o gün yatırım için aldım. Ama zamanla başka bir şeye dönüştü.

Senin ertelediğin hayalini, gizlice gerçekleştirmek istedim.

Her ay o merkeze senin adına bağış yaptım. İsimsiz.

Bir gün birlikte açıklayacaktık. Ama zaman yetmedi.”

Son satırda şunu yazmıştı:

“Bu daire artık senin. Bu senin hayalin.”

O an anladım.

Sakladığı şey bir ihanet değildi.

Bir fedakârlıktı.

Bir korkuydu.

Ve bir sevgiydi.

Ertesi hafta o rehabilitasyon merkezine gittim.

Bağışların artık açık kimlikle devam etmesini istedim.

Daireyi satmadım.

Orayı küçük bir gönüllü çalışma ofisine dönüştürdüm.

Haftada iki gün özel çocuklara ders vermeye başladım.

İlk gün bir çocuk elimi tutup gülümsediğinde, Mehmet’in sesi kulaklarımda yankılandı:

“Bu günü unutursam kalbim dursun.”

Kalbim durmamıştı.

Hâlâ atıyordu.

Artık her Sevgililer Günü kapı çalmıyor.

Ama o dairede bir vazo dolusu kırmızı gül duruyor.

Çünkü sevgi bazen bir buketle başlar…

…ve bir ömür boyu saklanan bir hayalle devam eder.
Reklamlar