Asırlardır depremlerin gölgesinde yaşamış, buna rağmen bir daha hiç deprem olmayacakmış gibi gelişi güzel büyümeye devam eden kentlerimiz, büyük depremler ve bedelini ödeyen hayattan koparılan insanlarımız. Tarihsel dönemde de aynı durum, 27 Aralık 1939 Erzincan Depremi (Ms:7.9), 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi (Mw:7,5), 23 Ekim 2011 Van Depremi (Mw:7.2) ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri (Mw: 7.7 ve 7.6) de aynı durumları hep beraber yaşadık. Yerbilimlerinin en önemli prensibi, ‘Geçmiş Geleceğin Anahtarıdır.’ sözü, geçmişte meydana gelen jeolojik süreçlerin gelecekte de meydana geleceğini söyler, geçmişi araştırarak geleceği öngörebilirsiniz der. Dolayısıyla, deprem ve afet gerçeğini artık hepimizin tereddütsüz olarak önemsemesi ve deprem zararlarını minimuma indirebilmek adına çok disiplinli çalışmaların yapılması en önemli konulardan birisidir. Doğal olan depremdir, doğal olmayan ise afettir. Depremleri önlemek mümkün değildir, ancak zararlarını ortadan kaldırmak veya azaltmak mümkündür ve bizim elimizdedir. Günümüz bilgi düzeyi depremlerin olacağı yerleri ve yaratacakları etkiyi büyük bir doğrulukla tayin etmeye imkân tanımaktadır. Son yaşadığımız Kahramanmaraş depremleri bizlere, kentsel dönüşümün binadan değil zeminden başlaması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.” denildi.