Açılış günü yüzlerce genç vardı.
Kurdeleyi kesmesi için herkesi şaşırtarak babamı davet etti.
Babam mikrofonu eline aldığında gözleri dolmuştu.
"Ben yıllarca çocuklarıma diploma peşinde koşmalarını söyledim." dedi.
"Bugün ise anlıyorum ki bir insanın değeri, elindeki kâğıtta değil; emeğinde, dürüstlüğünde ve ahlakındadır. Bana bunu öğreten kişi damadım Mert oldu."
Kalabalık uzun süre alkışladı.
Ben ise Mert'in elini tuttum.
Düğün gecesi açtığı o paslı metal kutunun bana kazandırdığı şey ne servetti ne de şaşırtıcı bir aile sırrıydı. O kutu bana, gerçek zenginliğin banka hesaplarında değil, insanın karakterinde saklı olduğunu öğretti. Çünkü insanlar sizi mesleğinizle yargılayabilir, eğitiminizle küçümseyebilir ya da cebinizdeki paraya göre değer biçebilir. Ama zaman geçtiğinde geriye kalan tek şey, başkalarına nasıl davrandığınız ve alın terinizle nasıl bir insan olduğunuzdur. İşte Mert'in bana bıraktığı en büyük miras da buydu.