Her gün bir kadın 60 kilo alıp satın alıyordu… Ama polis bu kadar ete neden ihtiyaç duyduğunu ortaya çıktığında, köydeki herkes hüsrana uğradı…
Polisler metal kapıyı zorlayarak açtı. İçeriden yayılan ağır ve nemli koku neredeyse nefes almayı imkansız hale getiriyordu. Karanlığın içinde birkaç adım ilerleyip fenerlerini limitlerinde tuttuklarında, karşılarında gördükleri şeyler yüzünden tek kelime tutamayacaklardı.
Büyük aralıkların ortasında, duvarları paslanmış demir kafeslerle çevrili uzun bir bölüm vardı. Fakat kafeslerin içinde ne hayvan ne de insan vardı. Yerde onlarca boş mama kabı, eski battaniyeler ve su kapakları ortaya çıkıyor. Duvarın bir köşesinde ise bir araya gelerek korkudan titreyen küçük yavru türleri vardı. Sayıları o kadar fazlaydı ki polislerden biri şaşkınlıkla geri çekildi.
Nermin başını öne çıkardı.
“Onları bırakmayın” diye fısıldadı. “Ne olur... burada bırakmayın.”
Polislerden Murat, kadının yanında çömeldi. "Bize ne olduğu anlatılıyor. Bu kadar etinin neden kapsamı, buraya neden gelindiğini bilmemiz gerekiyor."
Nermin uzun süre cevap verin. Sonunda gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı...“Çünkü başka kimse onları doyurmuyordu.”
O anda yaşananların ardından bir havlama sesi geldi. Polisler fenerlerini o günlerde geri döndüklerinde, tahtaların arkasında daha büyük bir alan olduğunu fark ettiler. Kapıyı açtıklarında ise karşılarına onlarca köpek çıktı. Kimi yaralıydı, kimi çok zayıftı, kimi de korkudan insanlara yaklaşamıyordu.
Murat şaşkınlıkla etrafa baktı. “Bunların hepsi burada mı yaşıyor?” DEVAMİ