Ofisin sokağına girdiğimde derin bir nefes aldım. Burak’ın arabası oradaydı, Cansu’nun gösterişli kırmızı arabası da hemen yanına park edilmişti. Etrafta ne bir su patlağı izi vardı, ne de bir tesisatçı aracı. Binanın sadece en arka odasındaki camdan sokağa loş bir sarı ışık sızıyordu. Diğer bütün jaluziler sıkı sıkıya kapatılmıştı. Çantamdaki yedek ofis anahtarını çıkarırken ellerim zangır zangır titriyordu. Anahtarı sessizce yuvaya sokup yavaşça çevirdim. Kapı ufak bir gıcırtıyla açıldı