Kaan’ın Aslı’nın sırtını sıvazlayan elleri havada asılı kaldı. Bedeni anında kaskatı kesildi. Yavaşça başını kaldırdı ve Aslı’nın omzunun üzerinden doğrudan bana baktı.
Salondaki duvar saatinin tiktakları dışında hiçbir ses yoktu. Kaan’ın gözlerindeki o sıradan ifade yavaşça silindi, yerine saf, sarsıcı bir dehşet oturdu. Gözleri karnıma, sonra tekrar yüzüme kaydı. Dudakları hafifçe aralandı ama hiçbir şey söyleyemedi.
O an ikimiz de aynı şeyi düşünüyorduk. O kar fırtınasının olduğu geceyi. Ve ikimiz de, o karların eriyip altındaki çamurun, bütün hayatımızı yutmak üzere ayaklarımıza kadar geldiğini çok iyi biliyorduk. Pimi çekilmiş bombayı artık kimse durduramazdı.