Kaan'ın gözleri dolmaya başlamıştı.
"Baba... hata yaptım."
"Hata mı?"
Hasan Bey'in sesi ilk kez yükseldi.
"Hata, eve ekmek almayı unutursun. Hata, yıldönümünü unutursun. Sen aileni yalnız bıraktın. Bunun adı hata değil."
O ana kadar sessizce onları izliyordum.
Kaan bana döndü.
"Ne olur bir şey söyle."
Derin bir nefes aldım.
"Doğum sancılarım başladığında yanımda annem vardı."
Sessizlik.
"Ameliyata girerken elimi annem tuttu."
Sessizlik.
"Kızların ilk ağlayışını annem duydu."
Kaan başını öne eğdi.
"Ben hastanede yürümeye çalışırken sen deniz kenarında fotoğraf paylaşıyordun."
Telefonumu uzattım.
Sosyal medya hesabındaki fotoğrafları tek tek açtım.
Birinde elinde içecekle gülümsüyordu.
Bir diğerinde tekne turundaydı.Birinde elinde içecekle gülümsüyordu.
Bir diğerinde tekne turundaydı.
Bir diğerinde "Hayat kısa, tadını çıkar." yazmıştı.
Telefonu görünce yüzü kızardı.
"Bunları paylaşmamalıydım."
"Hayır."
Şaşkınlıkla bana baktı.
"Paylaşmaman değil mesele."