gösterseydiniz."
Telefonunu çıkardı ve kayıtlı bir numarayı aradı.
"Komiserim, konumuma ekip gönderebilirsiniz. Aradığımız iki memurla karşılaştım."
Telefonun diğer ucundan gelen cevap, polislerin duyabileceği kadar yüksekti.
"Anlaşıldı başmüfettişim. Ekiplerimiz yaklaşık beş dakika içerisinde orada olacak."
İlk polis birden Ceylin'e yaklaştı.
"Efendim, benim iki çocuğum var. Bu olay sicilime işlenirse mesleğimi kaybedebilirim."
Ceylin ona dikkatle baktı.
"Benim de bir annem var. Az önce beni zorla arabadan çıkarırken annemi aradığımda neden cevap vermediğimi düşünmediniz bile."
Adam başını eğdi.
Tam o sırada ikinci polis beklenmedik bir hareket yaptı.
Ceylin'in arabanın tavanına bıraktığı telefonuna uzanarak cihazı almaya çalıştı.
"Ne yapıyorsunuz?" diye bağırdı Ceylin.
Polis telefonu kaptığı gibi asfaltın üzerine fırlattı.
Cihaz sert bir ses çıkararak yere çarptı.
"Artık hiçbir şey kanıtlayamazsınız!" diye bağırdı adam.
Arkadaşı şaşkınlıkla ona döndü.
"Sen delirdin mi? Ne yaptığının farkında mısın?"
Ceylin ise kırılan telefonuna baktıktan sonra hafifçe gülümsedi.
"Telefonumu kırarak kayıtları yok ettiğinizi mi düşündünüz?"
Adamın yüzündeki ifade değişti.
"Bütün kayıtlar eş zamanlı olarak güvenli bir sisteme aktarılıyor. Üstelik az önce yaptığınız şey de aracımın kamerasına kaydedildi."
İkinci polis paniğe kapıldı.
Bir an devriye aracına doğru yürüdü. Ancak tam kapıyı açacağı sırada uzaktan siren sesleri duyuldu.
Birkaç dakika içerisinde iki ekip aracı olay yerine ulaştı.
Araçlardan inen polislerin başındaki komiser, doğrudan Ceylin'in yanına geldi.
"Başmüfettişim, iyi misiniz?"
"İyiyim komiserim. Ancak hakkımda uygulanan işlemin ve telefonuma verilen zararın kayıt altına alınmasını istiyorum."
Komiser hemen yanındaki memurlara döndü