Kız kardeşinin doğumunda...

Emir sadece yalanı görüyordu ve gitmemi istiyordu. O gece bir not bıraktı. Bir süreliğine bir arkadaşında kalacağını yazmıştı. Gitmesine izin verdim. Bu beni parçalamadığı için değil; onu korumanın artık geri çekilmek anlamına geldiğini bildiğim için. Günler geçti. Sonra haftalar. Ece yanımda kaldı, kendi suçluluğunu taşıyarak. Sonunda Emir benimle bir kafede buluşmayı kabul etti. “Açıklamalarını istemiyorum,” dedi. “Sadece neden yaptığını anlamak istiyorum.” Ben de her şeyi anlattım. Hiçbir şeyi saklamadım. “Babamın beni terk ettiğini bilmenin seni istenmeyen biri gibi hissettireceğinden korktum,” dedim. “Yanıldım. Bu seçimi senden almamalıydım. Seni koruduğumu sandım ama aslında seni incinirken görmekten kendimi koruyordum.” Emir uzun süre sessiz kaldı. “Onu bulmaya hiç çalıştın mı?” diye sordu. “Evet. İlk yıl sürekli denedim. Ama bizimle hiçbir ilgisi olmadığını açıkça gösterdi.” “Bana söylemeliydin.” Ondan af dilemedim. Sadece anlamasını istedim. İyileşme bir anda olmadı. Ama yavaş yavaş bir şeyler değişti. Emir sorular sormaya başladı. Zor sorular. Hepsini cevapladım. Babası Murat’ı bulmak istediğinde onu durdurmadım. Yardım ettim. Bildiğim tüm bilgileri verdim. Üç ay sonra Murat’ı iki eyalet uzakta yeni bir aileyle yaşarken buldu. Emir ona mektup yazdı. Bir tane daha. Bir tane daha. Murat hiç cevap vermedi. Babadan gelen o sessizlik, benim söyleyebileceğim her şeyden daha çok acıttı. Ama bu kez Emir yıkıldığında yanında ben vardım.
Reklamlar