“Sevmemek değil,” dedim, “kızımı korumaktı derdim.
Bir anne başka ne yapar ki?”
Derin bir nefes aldı.
“Haklıydın,” dedi. “Ben de hazır değildim. İşten işe savruldum.
Ama artık değişmek istiyorum.”
O gün uzun uzun konuştuk.
O anlattı, ben dinledim.
Hayatın onu nasıl oradan oraya savurduğunu,
kendini nasıl kaybolmuş hissettiğini…
Akşam olunca kızım geldi.
Üçümüz aynı sofraya oturduk.
Gülüştük.
İlk kez ev, gerçekten ev gibi hissettirdi.
Birkaç ay sonra iş buldu.