"Otuz beş yıl boyunca her ay buraya para gönderdi," dedi Nermin. "Gizli gizli geldi, oğlunu uzaktan izledi. Ama seni o kadar çok sevmişti ki, bu karanlık geçmişin senin hayatını karartmasına izin vermedi. Eğer gerçeği bilseydin, sen de o davanın bir parçası, bir hedefi olurdun. Seni korumak için sana koca bir ömür boyu yalan söyledi."
Gözyaşlarımın sicim gibi boşaldığını hissettim. İhanete mi uğramıştım, yoksa devasa bir fedakarlıkla mı sarmalanmıştım? Oğluyla tanıştırdı beni. Adamın adı Kerem’di. Gözleri, gülüşü, ellerini kenetleyişi... Tıpkı Selim’di. Kerem bana babasının ona yazdığı, hiç gönderilmemiş mektupları verdi.
Mektupların birinde şöyle yazıyordu Selim: "Leyla, benim sığındığım tek liman. Ona söylediğim her yalan, onu hayatta tutmak içindi. Ben iki hayat yaşadım; biri Murat olarak öldü, diğeri Selim olarak Leyla'nın kollarında hayat buldu. Eğer bir gün bu sırlar açığa çıkarsa, bilsin ki tek gerçeğim ona olan aşkımdı."