Akşam eve döndüğümde boş eve bakıp gülümsedim. Selim bana sadece bir evlilik değil, aslında büyük bir koruma kalkanı bağışlamıştı. O akşam Selim'in en sevdiği köşeye oturdum ve anladım ki; bazı yalanlar insanı kırmak için değil, sevdiğini ayakta tutmak için söylenirdi.
Ertesi gün Selim’in mezarına gittim. Ama bu sefer yanımda Kerem ve Nermin de vardı. Tabutun başında fısıldanan o korkunç cümle, hayatımın en anlamlı buluşmasına dönüşmüştü. Artık Selim’in sadece hatıraları değil, bana bıraktığı kocaman bir ailesi vardı.
Gerçekler can yaksa da, sevginin inşa ettiği köprüleri yıkmaya yetmiyordu. Selim, adını değiştirmişti ama kalbindeki adam hep aynı kalmıştı.