Bir anda çatalını düşürdü.
Tam o sırada eşim bağırdı:
“DAHA NE KADAR YALAN SÖYLEYECEKSİN? Ne zaman gerçeği anlatacaksın?!”
“Yeter artık,” dedim.
“YETER DEĞİL! Kocama nasıl yalan söylersin? GERÇEK OĞLUNA NE YAPTIĞINI ne zaman anlatacaksın?!”
Kalbim duracak gibi oldu.
Barış başını eğmişti… bana bakmıyordu.
“Barış… ne diyor o?” diye sordum.
Yavaşça başını kaldırdı.
Gözlerimin içine baktı…
Ve söylediği şey… beni olduğum yerde donup bırakmaya yetti.
“Barış… ne diyor o?” diye sordum.
Gözlerimin içine baktı… ve sesi beklediğimden çok daha sakindi.
“Ben… oğlunuzun ölümüne sebep olan çocuğum,” dedi.
Dünya başıma yıkıldı.
Ne dediğini anlamak istemedim. Kulaklarım uğuldadı. Sandalyeden kalkmaya çalıştım ama dizlerim beni taşımadı. Eşim ağlıyordu. Ben ise sadece Barış’a bakıyordum… hayır, ona değil… oğluma bakıyordum sanki.
“Bu… bu mümkün değil,” dedim fısıltıyla.
Barış derin bir nefes aldı.