Sevilen bir çınar daha gitti

filmlerle, insanlarla geçmiş ki, bilmemek ayıbım olurdu.

Çok teşekkür ederim.
1957’de başlamanıza rağmen 1959 yılında “Samanyolu” filmi sizin çıkışınız oldu, Belgin Doruk’la birlikte. Bu filmin ardından yaşadığınız duygunuzu merak ediyorum. Nasıl hissetmiştiniz?

Sinemaya başladığım zamanki yıllarda, büyük romancı ve sanatçıların kitaplarının, dramatik aşk filmi olarak geçen şahane romanların sinemaya aktarılmasında aşağı yukarı hepsinde ben oynadım. ‘Samanyolu’ filmine rahmetli Belgin Doruk’la başladığımız zaman, bunun çok büyük bir patlama yapacağını bilmiyorduk. Fakat biz bu filmi büyük bir itina ile çektik. Yapımcı ve rejisör, Allah rahmet eylesin Nevzat Pesen’di. Bittikten sonra yapılan kopyalar İstanbul etrafındaki şehirlere gönderildi. Fakat bir hafta geçtikten sonra diğer yakın şehirlere gönderilmesi lazımken o sinemalar tarafından kopyalar geri gönderilmedi. Kıyamet koptu. O zaman firma farkına vardı ki, korkunç bir iş, muhteşem bir ilgiyle devam ediyor. ‘Sinemalara niçin göndermiyorsunuz?’ diye bir aylık biletler satıldı. ‘Ben nasıl gönderirim?’ deyince sabahlara kadar kopyalar basılarak gönderildi diğer şehirlere. İşte o filmle ben Yeşilçam’da ‘star’ sistemini başlatmış oldum.

HALK KENDİNİ BİZİM YERİMİZE KOYUP ÇOK MUTLU OLUYORDU”
Reklamlar