Siz Elif’in babası mısınız?” dedi.

17 yaşında baba oldum. Lise aşkımız erken bir hamilelikle sonuçlandı. Korkmuştuk ama ben sorumluluk aldım. Çalıştım, okudum, kızım Elif’i tek başıma büyüttüm. Onun annesi “çok genç olduğunu” söyleyip hayatımızdan çıktı. Elif yıllar içinde neşeli, iyi kalpli bir genç oldu. Mezuniyetinde gururdan gözlerim doldu. O akşam arkadaşlarıyla kutlamaya gitti, geç geldi ve odasına çıktı. Ardından kapı çaldı. İki polis memuru vardı. “Kızınızın ne yaptığını biliyor musunuz?” dediklerinde kalbim duracak gibi oldu.

“Hayır… ne oldu?” diyebildim. Sesim titriyordu. Memurlar birbirlerine baktı, sonra içlerinden biri yumuşak ama ciddi bir tonla konuştu: “Endişelenmeyin, kızınız güvende. Ama bilmeniz gereken önemli bir şey var.” O an içimdeki korku biraz azaldı ama yerini daha büyük bir merak aldı. “Nerede şimdi?” diye sordum. “Odasında,” dedi. “Ama bu akşam yaptığı şey… oldukça sıra dışı.”

Bir an duraksadım. “Anlamadım,” dedim. Memur devam etti: “Bu gece şehir merkezinde bir olay yaşandı. Bir genç kız, sokakta baygın halde bulunan yaşlı bir adama yardım etti. Ambulans çağırdı, yanında bekledi, hatta kimliğini bulup ailesine ulaşmamıza yardımcı oldu. O genç kız sizin kızınız.”

Sanki yanlış duymuşum gibi hissettim. “Elif mi?” dedim. Memur başını salladı. “Evet. Ama bu sadece başlangıcı.”

Beni biraz kenara çekti. “O adamın ciddi bir kalp sorunu vardı. Eğer kızınız birkaç dakika geç kalsaydı… hayatta olmayabilirdi.”

Boğazım düğümlendi. O an hissettiğim şey korku değil, tarifsiz bir gururdu. Ama memurun yüzündeki ifade hâlâ ciddiydi. “Başka ne oldu?” diye sordum.

“Adam hastaneye kaldırıldı. Bilinci yerine geldiğinde ilk söylediği şey şu oldu: ‘O kız benim hayatımı kurtardı.’ Sonra bir şey daha söyledi… ‘O kızın babasına borçluyum.’”

Kaşlarım çatıldı. “Beni mi tanıyormuş?”

Memur omuz silkti. “Bilmiyoruz. Ama ailesi sabah sizinle görüşmek istiyor.”

Kapıyı kapattıktan sonra bir süre yerimden kıpırdayamadım. Sonra yavaşça merdivenlere yöneldim. Elif’in odasının kapısını çaldım. İçeriden yorgun bir ses geldi: “Gel baba.”

Kapıyı açtım. Elif yatağında oturuyordu. Üzerinde hâlâ mezuniyet gecesinden kalma kıyafetler vardı. Yorgundu ama gözlerinde farklı bir ışık vardı.

“Baba… polis geldi değil mi?” dedi.

Başımı salladım. “Evet. Bana her şeyi anlatmak ister misin?”

Derin bir nefes aldı. “Arkadaşlarımla yürüyorduk. Herkes eğleniyordu ama ben biraz erken ayrıldım. Eve dönerken bir adam gördüm… yerdeydi. Kimse durmuyordu. Herkes bakıp geçiyordu.”

Sesi titredi. “Ben de geçebilirdim… ama durdum.”

Yanına oturdum. Elini tuttum gorsle ilerleyn devamı sonraki sayfada..

Reklamlar