Yüksek sesle söylediğinizde imkansız geliyor. Kemal’in kahvesini nasıl sevdiğini, her gece arka kapıyı nasıl iki kez kontrol ettiğini ve her Pazar cami ceketini aynı sandalyenin üzerine nasıl katladığını bilirdim. Onun hakkında bilinmeye değer her şeyi bildiğimi sanıyordum. Ancak aşk, bir şeyleri bir kenara kaldırmanın öyle bir yolunu bulur ki, bazen onları bulduğunuzda artık çok geç kalmışsınızdır. Cenaze, tam da Kemal’in isteyeceği gibi küçüktü. Birkaç komşu alçak sesle taziyelerini sundu. Kızımız Rüya, kimse fark etmiyormuş gibi yaparak gözlerini sildi. Onu hafifçe dürterek fısıldadım: “Makyajın akacak canım.” Onun hakkında bilinmeye değer her şeyi bildiğimi sanıyordum. Burnunu çekti.