“Biliyor musun Perihan anne, bu evi yıllardır kimseyle paylaşmadım. Hatta pek çok insan burayı unuttu bile. Fakat burası bana çok şey kattı,” dedi. İçimdeki bir ses, onun sözlerinin arkasında gizli bir hikaye olduğuna inandırdı. “Ne gibi?” diye sordum.
Ahmet bir süre sessiz kaldı. Ardından kalkıp, kitaplığın arkasından küçük bir sandık çıkardı. Paslı bir kilidi vardı ama kolayca açılıyordu. İçinden sararmış bir defter, birkaç siyah beyaz fotoğraf ve eski bir kolye çıkardı.
“Bu ev, dedemden miras kaldı. Ama dedemle ilgili anlatılan bir efsane var ki, aile içinde hep gizlice konuşulurdu. Yalnızca deftere yazdığı notların izleri kaldı… O defteri kimseye göstermek istemedim. Fakat seninle paylaşmak istiyorum çünkü sen… bana hiç yargılayıcı bir bakışla bakmıyorsun.”
Defteri elime aldım. İlk sayfasında tarih: 25 Mayıs 1956 yazıyordu. Sayfalar arasında gezindikçe, satırların arasında bir dramın, aşkın veya bir suçun izlerinin olduğunu hissediyordum fakat tam olarak ne olduğu hakkında bir fikrim yoktu.
Bir yerde böyle yazıyordu:
“O gün ormana doğru ilerledim. Kalbim göğsümdeki kaburgaları sanki kıracak gibiydi. Gözlerimi kapattığımda, onun sesi kulaklarımda yankılanıyordu. Ne zaman geri döneceğini bilmiyorum ama onu bekleyeceğim. Gerekirse hayatımı vermeye hazırım.”
Ahmet, gözlerimin derinliklerine bakarak, “Bu kişi dedemin gençliğindeki aşkıymış, ama kim olduğunu bilemiyoruz. Sadece ‘O‘ diye anmayı tercih etmiş. Neler yaşandığını bilmemekle birlikte dedem burada uzun yıllar kalmış,” dedi.
O gece uykusuz kaldım. Eski yapının gıcırdama sesleri, rüzgarın pencerelere vuruşu, defterdeki yazılar… Hepsi zihnimde dönüp duruyordu. İçimdeki bir ses bu hikayeyi çözmem gerektiğini fısıldıyordu.
Ertesi sabah kahvaltıdan sonra Ahmet, işleriyle ilgilenmek üzere kasabaya gitti. Ben evde kaldım. Sessiz bir ortamda defteri yeniden elime aldım. Arka sayfalardan biri hafif kabarıktı. Sayfayı dikkatlice incelediğimde, içine dikilmiş küçük bir zarf buldum. Titreyen parmaklarımla zarfı açtım. İçinde kısa bir not vardı:
“Ormanın kuzey tarafındaki taşın altında bir gerçek gizli. Ama bulduğunda, geri dönüşü olmayabilir.”
Birden kalbim hızlı bir şekilde çarpmaya başladı. Bunun anlamı neydi? O taşın altında ne bulunuyordu? Geri dönüşü olmayan olay neydi?