endimi dışarı attım. Ormanın yolunu biliyordum. Yıllar önce Ahmet ile burada kısa bir yürüyüş yapmıştık. Kuzey tarafına doğru adım attım. Ağaçlar arttıkça, gölgeler de derinleşmeye başladı. Yolu neredeyse unuttum ama içimdeki merak beni yönlendiriyordu.
Sonunda büyük bir taşla karşılaştım. Etrafı yosunla kaplanmıştı. Gücümü toplayarak taşı hafifçe kaldırdım. Altında paslı bir kutu vardı. Kutuyu açtığımda, içinde yalnızca eski bir mühür bulunan bir zarf buldum.
Zarfı açmadım. Elimde tutarak ormanın ortasında uzun süre bekledim. Ne bulacağımı bilmeden bu yola çıkmıştım ama şimdi elimde hayatımı değiştirebilecek bir şey tuttuğumu hissediyordum.
Ahmet eve döndüğünde zarfımla kapıda onu bekliyordum. “Buldum,” dedim. Gözleri irileşti. “Ne yapacaksın?” “Beraber açalım,” dedim.
O gece eski sobanın başında, iki fincan kahve ve açılmayı bekleyen bir sır eşliğinde yalnızdık…