13 YAŞINDAKİ KIZIM VEFAT ETTİ

Kiralık depo, bir mahalle bakkalı ile terk edilmiş bir hırdavatçının arasına sıkışmıştı. Önünden defalarca dikkat etmeden geçmiştim. Deponun kilidini açarken ellerim yine titredi. Metal kapı gıcırdayarak yukarı doğru açıldı. İlk bakışta boş gibi görünüyordu. Sonra gözlerim alıştı ve arka duvara düzgünce istiflenmiş kutu sıralarını fark ettim. Her birinin üzerinde benim adım yazılıydı. Dizlerim altımdan kayacak gibi oldu. İlk kutuya uzandım ve açmadan önce duraksadım. İçinde mektuplar vardı; düzinelerce el yazısı mektup. Her biri Zeynep’in o düzgün el yazısıyla özenle etiketlenmişti. "Yataktan çıkamadığın zaman aç." "Doğum gününde aç." "Bana kızgın olduğunda aç." "Sesimin nasıl olduğunu unuttuğunda aç." Görüşüm gözyaşlarıyla bulandı. En üstte küçük bir ses kayıt cihazı duruyordu. Onu dikkatlice aldım, parmaklarım o kadar çok titriyordu ki neredeyse düşürecektim. Bir an sadece ona baktım. Sonra oynat düğmesine bastım. "Selam anneciğim... Eğer bunu duyuyorsan, umduğumuz kadar uzun kalamadım demektir." Bu Zeynep’in sesiydi. Yumuşak, tanıdık, can yakacak kadar gerçek. Sesini duymak bana bir dev dalga gibi çarptı. Nefesim o kadar sert kesildi ki bayılacağımı sandım. Soğuk beton zemine çöktüm, ellerimle ağzımı kapatarak ağladım. "Aman Allah'ım, Zeynep... sen ne yaptın?"
Reklamlar