Ameliyatım sırasında...

Banu hastane yönetim kurulu toplantısına beyazlar içinde geldi.
Kendi yargılamasına gelen bir kadın için cesur bir karar.
Deniz, lacivert bir takım elbise içinde yanındaydı, ter yakasını karartmıştı. Bakışlarını benden tamamen kaçırıyordu. Cerrah masanın en ucunda, utançtan kaskatı kesilmiş bir halde oturuyordu. Metin’le içeri girdiğimizde kurul üyeleri fısıldaşmaya başladı.
Tekerlekli sandalye kullanmadım.
Banu’nun o odaya yürüyerek girdiğimi izlemesini istedim.
Banu pürüzsüz bir sesle, “Leyla Hanım, buna hiç gerek yoktu,” dedi. “Ailevi meseleler halka açık hale gelmemeli.”
Masanın başına sakince oturdum.
“Bir cerraha benim paramla rüşvet vermeye çalıştığında bunu sen halka açık hale getirdin.”
Gülümsemesi hafifçe çatladı. “Dikkatli ol.”
Sessizce, “Hayır,” dedim. “Aylardır dikkatliydim. Bugün dikkatli olmayı bırakıyorum.”
Metin, telefonuna küçük bir hoparlör bağladı.
Banu anında ileri atıldı. “O kayıt yasadışı!”
Metin sakince, “Bu eyalette değil,” diye yanıtladı. “Leyla Hanım konuşma sırasında oradaydı.”
“Bilinci kapalıydı!”
Sesim odada bir bıçak gibi yankılandı.
“Duyamayacak kadar değil.”

Kayıt çalmaya başladı.
Banu’nun sesi odayı doldurdu; pürüzsüz ve zehirli.
“Eğer bir aksilik çıkarsa, avukatını aramayın. Önce beni arayın.”
Deniz sanki biri ona vurmuş gibi irkildi.
Sonra Deniz’in sessizliği geldi.
Ardından Banu’nun vakıf, para, mülkler ve kaçış planları…
Kayıt bittiğinde kimse kımıldamadı.
Emekli bir hakim olan kurul başkanı, yavaşça gözlüklerini çıkardı. “Leyla Hanım, resmi bir şikayette bulunmak ister misiniz?”
“Zaten bulundum.”
Reklamlar