KARIM YILLARCA BANA BEŞ ERKEK ÇOCUK VERDİĞİM İÇİN

Asude ağlamaya başladı.

Bu kez korkudan değil.

Rahatlamadan.

Fakat hikâye orada bitmedi.

Bir hafta sonra eve döndüğümüzde Asude annesinin eski eşyalarını çıkardı.

Eve geldiğimiz gün oğlanlar kapının önüne pembe balonlar asmıştı. Asude bunu görünce kahkahayla ağlama arasında garip bir ses çıkardı. Aras, Lalin’i dikkatle kucağına alıp, “Artık altı kişilik takım tamamlandı,” dedi. O an Asude’nin omuzlarının biraz gevşediğini gördüm. Korku hâlâ oradaydı, ama artık yalnız değildi. Hepimiz onun yanındaydık. Ve birlikteydik artık.

Dolabın en arkasında, yıllardır açmadığı metal bir kutu vardı.

Kutudan Bige’nin fotoğrafları, eski hastane kâğıtları ve sararmış bir mektup çıktı.

Mektup Asude’ye yazılmıştı.

Annesinin el yazısıydı.

Asude okumaya başlayınca elleri titredi.

“Eğer bir gün kızın olursa, onu korkuyla büyütme. Bizim yaşadıklarımız onun kaderi olmak zorunda değil. Bilmek, korkmak için değil, korumak içindir.”

Asude cümlenin ortasında ağlamaya başladı.

Ben mektubu elinden alıp sonuna kadar okudum.

Annesi yıllar önce doktorların Bige’deki rahatsızlığın kesin olarak kalıtsal olduğunu kanıtlayamadığını da yazmıştı.

Asude bütün hayatını yarım hatırladığı bir korkunun üzerine kurmuştu.

Aylar geçti.

Genetik testler yapıldı.

Lalin’de ailede şüphelenilen mutasyona rastlanmadı.

Doktor yine de düzenli kontroller önerdi, ama kızımız sağlıklı büyüyordu.

Bir akşam beş oğlumuz salonda gürültüyle oynarken Lalin beşiğinin içinde kahkahalar atmaya başladı.

Asude yanıma oturdu.

“Yıllarca seni suçladım,” dedi.

Gülümsedim.

“Biraz fazla suçladın.”

Başını omzuma yasladı.

“Çünkü kendimi suçlamaktan korkuyordum.”

O an her şey yerine oturdu.

Asude’nin yıllarca kız istemesi de, kızdan korkması da aynı yerden geliyordu.

Kaybetme korkusundan.

Lalin bir yaşına bastığında doğum gününde bütün kardeşleri pastanın etrafına toplandı.

Asude kızımızın saçına küçük bir toka taktı.

Sonra bir an durup onun köprücük kemiğindeki yıldız biçimli lekeye baktı.

Eskiden o işaret ona ölümü hatırlatıyordu.
Reklamlar