bilgisayarımı mutfağa götürdüm ve karanlıkta masaya oturdum.
USB belleği takarken ellerim titriyordu.
Tek bir dosya. Sayılardan oluşan uzun bir isim.
Tıkladım.
Köşedeki zaman damgası beni ilk çarpan şey oldu: Zeynep’in öldüğü gün.
İlk açı yoğun bakım koridoruydu.
Ekranda ben vardım; bir aşağı bir yukarı yürüyor, ağlıyor, yalvarıyordum. Kader’in kolu uzanmış, beni kapıdan uzak tutuyordu. Kapı koluna uzanışımı ve durduruluşumu izledim.
Sonra video Zeynep’in odasının içine geçti.