Rahmetli büyükannem

"Tuğçe büyük bir kibirle eli kutuya daldırdı. Ama Kalbine dokunmuş bir yüzü kâğıt gibi bembeyaz olduğu ve salonun içinde korkunç bir çığlık attı!" Salondaki tüm fisıltılar, nefes alışverişleri ve yaptıkları son tınıları o çığlıklarla birlikte bıçaklanarak kesildi. Yüzlerce göz, sahnenin tam ortasında, spot ışıklarının altında düşmüş bir halde geriye doğru gönderen Tuğçe'ye kilitlenmişti. Tuğçe, sanki kutunun içinde bulunan bir yılan varmış gibi eli hızla geri çekmişti ama parmaklarının arasında sıkı sıkıya takip eden bir şey vardı. Kırmızı saplı, gümüş rengi bir makas. Bu sıradan bir makas değildi. O sabah gizlice odama girin, boynumda taşımaya yemin ettiği o güzelim inci kolyeyi acımasızca parçaladığı, sonra da suç aleti olarak kendi çekmecesinin en derinden sakladığını sandığı makastı. Tuğçe'nin kâğıt gibi bembeyaz olan yüzü, şimdi anlaşılamayan bir paniğin bölümündeydi.
Reklamlar