Salonun her yanında yüzlerce cam kavanoz vardı. Büyük laboratuvar kapları gibi sıralanmışlardı. İçlerinde sıvı içinde yüzen küçük insan benzeri yaratıklar vardı.
Ama en korkunç olan bu değildi.
Salonun ortasında büyük bir metal masa duruyordu.
Masada açık duran kalın bir defter vardı.
Emre yavaşça yaklaştı. Defterin sayfalarını çevirdi.
Her sayfada aynı çizimler vardı: insan vücudu, damarlar, kalp… ve yanında garip semboller.
Sayfanın üstünde dedesinin el yazısı vardı.
“İnsan hayatı yalnızca etten ibaret değildir. Ruh parçalanabilir.”
Emre’nin kalbi hızlandı.