Üvey annem, ben altı yaşındayken babam öldükten sonra beni büyüttü

“Peki ya kaza?”

Uzun bir sessizlik oldu.

“Kaza değildi,” dedi fısıltıyla. “Arabasının frenleri kesilmişti.”

Dünya başıma yıkıldı.

“Bunu bana neden söylemedin?”

“Çünkü o insanlar hâlâ dışarıdaydı. Seni korkuyla büyütmek istemedim. Baban da istemezdi.”

Gözlerimden yaşlar akıyordu ama içimde garip bir netlik vardı.

“Annem nerede?”

Meral başını kaldırdı. “Yaşıyor. Kimliğini değiştirdi. O adres… onun avukatının ofisi.”

Ertesi gün adrese gittim.

Küçük, sade bir hukuk bürosuydu. İçeri girdiğimde yaşlı bir adam ayağa kalktı. Soyadımı söyleyince yüzü değişti.

“Demek sonunda geldin,” dedi.

Beni arka odaya götürdü. Dosyalar, eski gazete kupürleri, mahkeme kayıtları…

Babamın ölümü “şüpheli kaza” olarak yeniden açılmış ama delil yetersizliğinden kapanmıştı. Annem devlet koruma programına alınmıştı. Yeni bir kimlikle başka bir şehirde yaşıyordu.

“Onunla görüşmek ister misin?” diye sordu avukat.

Cevabı biliyordum.

Bir hafta sonra küçük bir sahil kasabasında, denize bakan mütevazı bir evin kapısında duruyordum.

Kapıyı açan kadınla göz göze geldiğimiz an, aynaya bakıyormuş gibi hissettim.

Gözlerim.

Onun gözleriydi.
Reklamlar