yüzlerindeki ifade değişti.
Çenesi kasıldı. "Bunun bir aile yemeği olduğunu sanıyordum."
"Eve dönmek istediğini söylemiştin," dedim ona. "Ev artık burası. Kal ve sensiz neye benzediğini gör."
Gözlerinde öfke ve utancın birbirine karıştığı bir şeyler gelip geçti. İçerideki kalabalığa baktı, sonra başını salladı.
Kardeşlerimin çoğu ön sıralarda oturuyordu. Koridorda yürürken, onu gördüklerinde yüzlerindeki ifade değişti. Onu hiç tanımayan Hande, sanki bir hayalet görüyormuş gibi bakakaldı.
Annem sıranın ortasında oturmuş, elindeki program kitapçığını büküp duruyordu. Babam arkamızdaki sıraya süzüldü.
Babam arkamda derin bir nefes aldı.
Işıklar karardı. Bir hoca herkesi selamladı ve isimleri okumaya başladı. Mezunlar sahneye çıkıyordu. Aileler alkışlıyordu. Sonra sinevizyon gösterisi başladı.
İlk başta formalı, ailelerine sarılan rastgele öğrencilerin fotoğrafları vardı. Sonra annemin yüzü ekranı kapladı.
Üzerinde solmuş bir tişört ve spor ayakkabılarla bir ofis koridorunu paspaslıyordu. Arkasında, içinde uyuyan bir bebek olan bir bebek arabası duruyordu, arabanın tutacağına bir ders kitabı sıkıştırılmıştı. Başka bir fotoğraf belirdi: Annem mutfak masamızda, etrafı notlarla çevrili, elinde fosforlu kalemle çalışıyordu.
Babam arkamda derin bir nefes aldı.
Babamın irkildiğini hissettim.
Dekan mikrofona geldi. "Bu gece, On Yılın Öğrencisi ödülünü takdim etmekten onur duyuyoruz." Annemin başı hızla yukarı kalktı.
"Bu öğrenci programımıza 10 çocuklu bekar bir anne olarak başladı," dedi dekan. "Geceleri çalıştı, ailesini büyüttü ve yine de her staja eksiksiz katıldı."
Babamın irkildiğini hissettim.
"Okulumuzun en yüksek not ortalamalarından birini yakaladı," diye devam etti dekan. "Lütfen Meryem Yılmaz’ı onurlandırmam için bana eşlik edin."
Hepimiz ayağa fırladık. Çocuklar çığlık atıp alkışlıyordu, bazılarımız şimdiden ağlamaya başlamıştı. Annem donakalmıştı, sonra gözleri dolarak ayağa kalktı.
Kalbim göğüs kafesime çarpıyordu.
Annem omuzlarını dikleştirerek sahneye yürüdü ve titreyen elleriyle plaketi aldı. Bu sesin kendisine ait olduğuna inanamıyormuş gibi bir kez güldü.
"Gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum. On yıl önce korkmuş ve yorgundum."
Dekan gülümsedi. "Ve bu gece, en büyük kızının söyleyecek birkaç sözü var." Bizim sıraya doğru işaret etti.
Kalbim göğüs kafesime çarpıyordu.
Ayağa kalktım. Babam bileğimden yakaladı. "Mine, geçmişimizi bu işe karıştırma," diye tısladı.
"O geçmişi sen yazdın," dedim bileğimi kurtararak.
Kahkahalar bıçak gibi kesildi.
Sahneye çıktığımda ışıklar sıcaktı. Anneme sarıldım. Kollarımda titriyordu. "Lütfen nazik ol," diye fısıldadı.
"Sen 10 yıldır ikinizin yerine de nazik davrandın," diye mırıldandım. "Bırak ben dürüst olayım."
Mikrofona döndüm ve kalabalığa baktım, sonra arka sıradaki babamı buldum.
"Annemin on çocuğu var," diye başladım. Salonda hafif bir gülüşme oldu. "Büyük bir aileyi kendisinin bereketi olarak gören bir adamla evlenmişti."
Yutkundum. "Aynı adam, annem 10 numaraya sekiz aylık hamileyken Allah'ın onu başka bir yere çağırdığını da söylemişti."
Kahkahalar bıçak gibi kesildi.
Oda buz kesti.
"O gece çekip gitti," dedim. "Bir birikim yok, bir plan yok. Sadece bir valiz ve Allah'a güvenmekle ilgili birkaç ayet. Annemin paramparça olacağını düşünmüştüm."
O ise gece yarısı ofis temizledi ve sabahın üçünde ders çalıştı. Biz duymayalım diye duşta ağladı. Bize ondan nefret etmememizi söyledi.
"Bu yüzden bu gece, arkasını dönüp giden o adama teşekkür etmek istiyorum."
Oda buz kesti.
"Çünkü o gittiğinde önemli bir şey öğrendik," diye devam ettim. "Bu ailenin bel kemiği o değildi. Annemdi. Bize her şeyi gerçekte kimin bir arada tuttuğunu gösterdi."
"Orada inanılmazdın."
Sözlerimi havada bıraktım. Sonra salonda bir alkış tufanı koptu; ıslıklar çalındı, insanlar ayağa kalktı. Annem yüzünü kapatmış, aynı anda hem gülüyor hem hıçkırarak ağlıyordu.
Törenden sonra lobide sarılmalar ve fotoğraflar birbirine karıştı. Hocalar ona bir ilham kaynağı olduğunu söylüyordu. Küçük çocuklar plaketini sanki bir kupaymış gibi elden ele gezdiriyordu.
Cam kapıların arkasından, babamın bir sokak lambasının altında, elleri ceplerinde durduğunu gördüm. Birkaç dakika sonra annem elinde çiçek buketiyle hava almak için dışarı çıktı. Babam ona doğru hamle yaptı.
"Orada inanılmazdın.